ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI

Çekişmeli Boşanma Davası

Bir evlilik bazen tek bir olay nedeniyle değil, zaman içerisinde biriken sorunlar nedeniyle sona gelmektedir. Eşlerden biri boşanmak isterken diğeri boşanmayı kabul etmeyebilir. Ya da her iki eş de boşanmak istese bile nafaka, velayet, tazminat, malvarlığı veya boşanmaya neden olan olaylar konusunda anlaşamayabilir.

İşte böyle durumlarda boşanma süreci, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarının değerlendirildiği çekişmeli boşanma davasına dönüşebilir.

Ancak çekişmeli boşanma yalnızca “mahkemeye boşanmak istediğimi söylemek” değildir. Davanın nasıl açıldığı, hangi olayların ileri sürüldüğü, hangi delillerin sunulduğu ve taleplerin nasıl ortaya konulduğu davanın seyri bakımından önem taşıyabilir.

Eşim boşanmak istemiyorsa ne olacak?

Bu, boşanma sürecine giren kişilerin en sık sorduğu sorulardan biridir.

Eşlerden birinin boşanmak istememesi, tek başına diğer eşin boşanamayacağı anlamına gelmez. Ancak mahkemede boşanmayı gerektiren şartların ve evlilik birliğinin devamının taraflardan beklenemeyecek derecede temelinden sarsıldığının ortaya konulması önem kazanır.

Bu nedenle çekişmeli boşanma davasında “Eşim boşanmayı kabul etmiyor.” demek sürecin tamamını açıklamaz.

Asıl mesele, evlilik birliğinin neden sürdürülemez hale geldiğinin ve bu durumun hukuken nasıl ortaya konulacağının değerlendirilmesidir.

Boşanma davasında her yaşanan olay anlatılmalı mı?

Hayır. Evlilik içerisinde yaşanan her tartışmanın veya her anlaşmazlığın dava dilekçesine olduğu gibi aktarılması doğru bir yaklaşım olmayabilir.

Önemli olan, boşanma bakımından hukuki önem taşıyan olayların açık, anlaşılır ve somut şekilde ortaya konulmasıdır.

Örneğin sürekli hakaret, fiziksel şiddet, ekonomik şiddet, güven sarsıcı davranışlar, ortak hayatın çekilmez hale gelmesine neden olan davranışlar veya tarafların evlilik yükümlülüklerine aykırı tutumları somut olayın özelliklerine göre önem taşıyabilir.

Burada önemli olan yalnızca iddiada bulunmak değil, mümkün olduğunda bu iddiaları uygun delillerle destekleyebilmektir.

“Şahitlerim var” demek yeterli mi?

Tanıklar çekişmeli boşanma davalarında önemli bir delil olabilir. Ancak tanığın yalnızca “boşanmalarını istiyorum” şeklinde bir anlatımda bulunması ile evlilik içerisinde yaşanan somut olayları gerçekten bilmesi aynı şey değildir.

Bu nedenle tanıkların;

  • Hangi olayı gördüğü,
  • Olayı ne zaman ve nasıl öğrendiği,
  • Tarafların hangi davranışlarına doğrudan şahit olduğu,
  • Anlatımlarının başka delillerle desteklenip desteklenmediği

gibi hususlar önem taşıyabilir.

Özellikle yalnızca bir tarafın kendisine anlattığı olayları aktaran tanıklarla, olayı doğrudan gören tanıkların anlatımları aynı şekilde değerlendirilmez.

Telefon mesajları, WhatsApp yazışmaları ve sosyal medya kayıtları delil olabilir mi?

Boşanma davalarında tarafların yaşadığı olaylara ilişkin mesajlar, yazışmalar, fotoğraflar, sosyal medya paylaşımları ve benzeri dijital veriler gündeme gelebilir.

Ancak burada önemli olan, delilin hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediğidir.

“Eşimin telefonunu gizlice aldım, her şeyi buldum.” şeklindeki bir yaklaşım, delilin hukuki niteliği bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken sorunlar doğurabilir.

Bu nedenle bir delilin varlığından önce, o delilin nasıl elde edildiği ve mahkemede hukuken kullanılabilir olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Çocukların velayeti kimde kalır?

Çocuk bulunan boşanma davalarında en önemli konulardan biri velayettir.

Burada mesele anne veya babanın “çocuğu daha çok istemesi” değildir. Mahkemenin değerlendirmesinde temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.

Çocuğun yaşı, ihtiyaçları, eğitim ve yaşam koşulları, anne ve babanın çocukla ilişkisi ve somut olayın diğer özellikleri dikkate alınabilir.

Ayrıca velayetin bir tarafa verilmesi, diğer ebeveynin çocukla ilişkisinin sona erdiği anlamına gelmez. Çocuk ile diğer ebeveyn arasında kişisel ilişkinin nasıl kurulacağı da ayrıca değerlendirilir.

Boşanma davasında nafaka isteyebilir miyim?

Çekişmeli boşanma davasında şartları oluştuğunda tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası gibi farklı nafaka talepleri gündeme gelebilir.

Ancak her nafaka talebinin şartı ve hukuki niteliği aynı değildir.

Örneğin çocuk için istenen iştirak nafakası ile boşanan eşin kendi geçimini sağlamak amacıyla talep ettiği yoksulluk nafakası birbirinden farklıdır.

Bu nedenle “Boşanıyorum, otomatik olarak nafaka alırım.” şeklinde genel bir yaklaşım yerine, somut olayın ve tarafların ekonomik durumlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Boşanırken tazminat da isteyebilir miyim?

Boşanmaya neden olan olaylarda kusuru bulunan eşin davranışları, şartları oluştuğunda maddi veya manevi tazminat taleplerini gündeme getirebilir.

Ancak tazminat talebinde bulunmak ile tazminata hak kazanmak aynı şey değildir.

Tarafların kusur durumları, uğranılan zarar ve olayın diğer özellikleri birlikte değerlendirilir. Bu nedenle boşanma davası açarken tazminat talebinin hukuki ve maddi dayanağının doğru kurulması önemlidir.

Eşim de beni suçlarsa ne olacak?

Çekişmeli boşanma davalarında tarafların birbirlerine karşı farklı iddialarda bulunması oldukça mümkündür.

Bir taraf “Eşim kusurlu.” derken diğer taraf da karşı iddialar ileri sürebilir.

Bu durumda mahkemenin değerlendirmesi yalnızca kimin ne söylediğine göre değil, ileri sürülen vakıalar ve bunları destekleyen deliller üzerinden yapılır.

Bu nedenle dava sürecinde karşı tarafın iddialarına zamanında ve hukuken doğru şekilde cevap verilmesi önem taşır.

Boşanma davası ne kadar sürer?

Çekişmeli boşanma davalarının süresi için herkese uygulanabilecek tek bir süre vermek mümkün değildir.

Davanın taraf sayısı, ileri sürülen iddialar, tanıklar, bilirkişi incelemeleri, sosyal ve ekonomik durum araştırmaları, tebligat süreçleri, delillerin toplanması ve mahkemenin iş yükü gibi birçok unsur süreci etkileyebilir.

Bu nedenle “Çekişmeli boşanma kesin olarak şu kadar ayda biter.” şeklindeki kesin ifadeler yerine, dosyanın özelliklerine göre değerlendirme yapılması daha doğru olur.

Boşanma davası açmadan önce nelere dikkat edilmeli?

Boşanma davası açmak, yalnızca bir dilekçe vererek süreci başlatmaktan ibaret görülmemelidir.

Dava açılmadan önce özellikle;

  • Boşanma sebebinin hukuki açıdan değerlendirilmesi,
  • Yaşanan olayların kronolojik olarak belirlenmesi,
  • Mevcut delillerin tespit edilmesi,
  • Tanıkların değerlendirilmesi,
  • Velayet konusunda mevcut durumun incelenmesi,
  • Nafaka ve tazminat taleplerinin değerlendirilmesi,
  • Malvarlığına ilişkin hakların ayrıca ele alınması,
  • Dilekçede hangi vakıaların ileri sürüleceğinin belirlenmesi

önem taşıyabilir.

Çünkü dava dilekçesinde ileri sürülen olaylar ve talepler, sonraki yargılama sürecinin önemli bir bölümünü şekillendirebilir.

Çekişmeli boşanma davasında en önemli konu nedir?

Aslında tek bir “en önemli konu” yoktur.

Her boşanma dosyasının kendine özgü koşulları vardır. Bir dosyada velayet ön plana çıkarken başka bir dosyada kusur durumu, nafaka, tazminat veya deliller belirleyici olabilir.

Bu nedenle çekişmeli boşanma sürecinde başka bir kişinin davasında uygulanan yöntemin aynısını kendi dosyanıza uygulamak yerine, yaşanan olayların ve mevcut delillerin somut olarak değerlendirilmesi gerekir.

Boşanma kararı vermek kadar, bu kararın hukuki sonuçlarını önceden görmek de önemlidir.

Hukuki Destek Alabilirsiniz

TUZCU HUKUK & DANIŞMANLIK olarak çekişmeli boşanma davalarında boşanma sebeplerinin ve somut olayların hukuki açıdan değerlendirilmesi, dava dilekçelerinin hazırlanması, delillerin ve tanıkların değerlendirilmesi, velayet, nafaka ve tazminat taleplerinin takibi ile yargılama sürecinin yürütülmesi konularında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunulmaktadır.

Yaşadığınız uyuşmazlığın hukuki durumunun değerlendirilmesi ve izlenebilecek yollar hakkında bilgi almak için TUZCU HUKUK & DANIŞMANLIK ile 0505 942 23 77 telefon numarası veya sitemizde bulunan whatsapp kanalından büromuzla iletişime geçerek hukuki destek alabilirsiniz.

Leave a Comment